11 Aralık 2010 Cumartesi

Sıcak Şarap

Üç gündür bu başladığım kaçıncı blog yazısı bilmiyorum. Başlayıp başlayıp kalıyorum öyle. Ya kafam başka yerlere daldı gitti, ya yersiz buldum buraya eklemeyi. Hatta bırak taslak olarak kalsın dedim, dedim, dinletemedim yine de yarıda kaldı.

Geçen çarşambanın bana kazandırdığı birkaç şey oldu. İnsan ilişkilerinde başkalarının sözlerini de dinle, doğru. Ama mutlaka kendi gözlemlerini ve içgüdülerine öncelik ver. Sonucu kötü olursa yine de sonunda kızacağın tek kişi sen olursun.
Alıştığın şey, rutinin her zaman ilk tercih konusu oluyor. Ama her zaman olmasın işte. Bazen birilerine ya da bir şeye vakit ayırmak istiyorsun. ''Bugün vaktim varken gideyim.'' diyorsun. Ama zaten haftanın yarısından çoğunda birlikte olduğun arkadaşların 'hadi abi gel Kızılay'da içelim'' diyince 'Peki' diyip erteliyorsun aklındaki işi. Bir de bendeki tuhaf kaçma psikolojisi eklenince bazı insanlar için olan. Al sana 16 aylık bir boşluk, arada sadece telefon konuşmaları. O kadar zaman sonra bildiğin hayat, baştan aşağı değişmiş. Bi kere yaşadığı şehir değişmiş. Sen eğer bir kez olsun kararlı davranıp 'hadi geliyorsun' demiş olsan çok şeyin değişecek olduğunu görüyorsun.

Gecenin sonunda karşılıklı olarak 'hem çok keyifli hem de bir o kadar hüzünlü' olduğunu söylüyorsun. Zaman, hiçbir zaman yeterli değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder