4 Şubat 2011 Cuma

Tesadüf ve İlk Karşılaşma

İnsan ilişkilerinde esas olan her ne kadar birlikte geçirilen zaman miktarı, bu zamanın kalitesi falan filansa da bir ilk karşılaşma/ilk tanışma mevzusu vardır mutlaka. Olaylar çok başka yerlere akabilir bu ilk karşılaşmaların şekline göre. Şu bilindik kelebek etkisi durumunun kanat çırpmalarından biridir bu da. Efendime söyleyim, bir 'canavara kılıcını sallamayı seçersen 33. sayfaya; kaçmayı seçersen 118. sayfaya git' kurgulu kitap tadında değişiklik yaratır. Ama o kitaptaki 'savaş ya da kaç'tan çok çok daha ufak ayrıntılar bile daire olacak şekli üçgen yapıverir.

Öyle basittir ki. O gün tahta değil de bakır küpe takmışsındır. Belki bir de Mısır figürü vardır üzerinde. Ordan ne sohbetler gelişir, değişir kim bilir. Üstelik, biriyle ilk karşılaşma konusunda ilişkinin devamını etkileyecek kendine olan o anki güven durumun, ruh halin,evde anne babanın durumu, son dönemde aklına takılan bir şey gibi onlarca çok daha önemli şeyi de es geçerek söylüyorum bunu. Başını sağa değil de sola çevirmiş olman bile 3 kanat çırpışı...

İşte bugün internette bir fotoğraf gördüm ve bu durumun doğruluğunu bir kez daha çok güçlü bir şekilde kabul ettim. 
Geçen sene, bir etkinliğe katılmaktan kelimenin tam anlamıyla son anda vazgeçtim. Öncesinden ayarlanmış bir şeydi, ben hazırdım. Yani ortada hiçbir durum yokken vazgeçivermiştim. Elimde etkinlik için gerekli olan birkaç şey vardı. Onları teslim etmek için de ta Kızılay'daki buluşma noktasına kadar gittim. Bıdır bıdır bi bahaneler söyledim ve gerisingeri eve döndüm. Bu olay 2010 yılı mart ayında oluyordu. Az önce, facebookta sayfanın sağ tarafında çıkan ''friends' photo albums'' sütununda bir fotoğrafa gözüm takıldı. Tıklayıp baktım. Fotoğrafta gördüğüm yüzün sahibiyle, 2010 yılının ekim ayında tanışmıştım. 
Fark ettim ki; eğer o gün o etkinliğe gitseymişim tanışma günümüz mart ayında olacakmış. Birinin yüzünü ilk kez gördüğünüzde etkinin değişmesi için günün saati bile bir fark yaratır. Biz, güneşli bir sabah saatinde tanışacağımıza yağmurlu bir akşamüstü tanışmış olduk. Bir an kafamın içinde bir film şeridi dönmeye başladı. O günün filmini çektim. Muhtemelen şöyle olurdu. Sonra böyle olurdu. O şöyle yapardı, ben böyle yapardım... Hiç şansı yok ki şu anki durumumuzda olalım. 
İyi ya da kötü oluşunu sorgulayacak halim yok. Zaten artılar eksiler terazim bozuk onun için.
Tek diyebileceğimse ikili ilişkimizin bulunduğu konumun; benim adımlarım açısından bu yazdığım perspektifte, o mart sabahı 'ay üşendim yahu, gitmeyim ben' cümlemle değişmiş olduğu.

Şu an bu şaşkınlıkla mı bunca abartıyorum bu tek bir bakışın, anlık temasın, saçını toplayış şeklinin, o gün yanında bozuk para olmamasının yaratabileceği farkı diye düşünüyorum. Ama daha başka pek çok olay düşününce...

Vardır sizin de onlarca ''sağa değil de sola baksaydım...'' hikayeniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder