Helllooooooooo!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Bu blogun adı, Kara Güneş'in bir şarkısından yola çıkıp konmuştu. Ve düşününce hep; kim kendi derdinde değil ki? Herkes bir yerde kendi derdinde değil mi?
"Burun deliklerimi rahat bırakması" için yazı yazdığım bir adam vardı. Tuhaftır ki şu an 'bir adam' diye tanımlamama rağmen yıllarca hayatımın neresine sıkıştırsam bilemediğim, sığdıramadığım, taşırdığım, dolduramayıp da meşru kılmaya çalıştığım, gecemi gündüzümü fikir olarak dolduran bir adam vardı. O zaman da biliyordum temelde bir takıntı olduğunu, şimdi de biliyorum. Ve ne çabuk geçmiş zaman. Çabuk ya da çok; emin değilim. Zaman olgusunu pek sorguluyorum bu ara. Neyse. Beyin kanaması geçirmiş bu adam. Beyinde 5, testislerde 2 tümör. Ölümlerden ölüm beğenip de kendine uygun olarak en afilli hastalıkları seçmiş ve tam ona yakışacak bir şansla beyin kanamasını hastanenin önünde geçirmiş ve temelde bu yüzden hayattaymış. Ne trajedi! Baya biliyorum bissürü şeyini, ailesini, geçmişini, bazen beni paylaşmaya değer bulduğunda bahsettiği duygularını falan ne bileyim işte 3 yıldır iletişimde olmasam da 11 yıldır biliyorum adamı!!
Çok şey hissetmeli aslında galiba. Keşkeler, hatıralar, acılar, hatırlanan mutlu anılar.... Öyle bir boşluk ki oysa şu an bende... O kadar bir şey ifade etmiyor ki. Kaç zaman bilirim hakkında saatlerce konuştuğum birileriyle, yazdığım sayfalar, onu düşünmeye ayrılmış zamanlarda dinlenmiş şarkılar... İşte hepsi koca bir sıfır!
Ben duygusuz biri değilimdir ama yanlış anlaşılmasın lütfen. Zira hayatımda üç kişi vardır ki burun deliklerimi çoktan rahat bırakmış o kişi dışında aldığım her nefesi bana dar eden, onlar mevzu bahis olunca benden içlisi kalmaz etrafta. Bu noktada, "relief"ler gerekli sanırım; "bu konuşmayı yapmam gerekiyordu"lar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder