
Bi önceki gününde fizyoloji sınavı, sabahında biyokimya sınavı olan, günlerin uykusuzluğunu taşıyan, tersliklerle başlamış, tersliklerle devam etmiş, telefonun evde unutulduğu bi gündü.
Neyse ki 'bişey ters başlayınca devamı da öyle gelir' mantığında ilerlemiyo artık benim için zaman. İşler ağzıma sçacak şekilde gidiyosa bile bi şekilde iyi bi düzleme giriveriyo her şey kısa zamanda.
Biyokimyayı, sabah 3.30 civarında ''Amaaaan yemişim biyosunu da kimyasını da! Uyuycam ben!'' diyerek gelecek sene alttan almaya karar vererek uyumuştum. Sabah da uyanamayıp 45 dakka içinde duş alıp saç kurutup-kurutamayıp apar topar evden çıkmıştım. Yolda giderken ''sınav azcık ileri saatte olsa ya'' düşüncem işe yaramış olsagerek ki sahiden 11'e alınmıştı sınav. Bu, bölümün kızlar tuvaletinde hangi akla hizmet var olduğunu bilmediğim saç kurutma makinesiyle saçımı kurutma ve notlara biraz daha bakma fırsatıydı. Her ne kadar Mali'nin ''Artık eminim ki bu bilgisayarların ruhu var!'' temalı konuşmasını dinleyerek, bilgisayar laboraruvarında açılmayı reddeden bilgisayarları bir saat beklemiş olsam da orda karşılaştığım bi kız bana bilmem gereken şeyleri saydı. Bizimkiler de bilgi bombardımanına tuttular. Sanırım sınavın 'daha ne kadar kolay olabilirdim bilemiyorum' oluşundan dolayı pek güzel gelecek sonuç.
Telefonumu unutmam da ilginç şeylere sebep oldu. Sınavdan sonra uykum var diyen eve gitti. Akşam Kıtır'da buluşmak üzere sözleşirlerken ben de ''mühüüü ben arkadaşımla buluşcam'' diye sızlanıyodum. Ama fark ettim ki, biz saati ve yeri kesinleştirmemiştik. Ve birbirimize ulaşamayacağımız için bu buluşmanın iptal olması anlamına geliyodu. Bulyon da (bu ismi
az önce ondan bi kelime söylemesini isteyerek seçtim. Ehehehhe eğlendim) dersten erken çıkarsa bölüm panosuna not bırakcaktı bana. Bizim ders bitince panoda notunu buldum Kıtır'a gittiğini haber veren. Bölümde aylak aylak dolanıp napsam diye düşünürken Süpermen çıkageldi. Her zamanki süpermenliğiyle, ''Hadi seni bırakayım gideceğin yere'' dedi. Biz onun puzzleının parçalarını yerine oturtmaya çalışırken tam da anında yakalamışım onu ki yol boyunca sızlandı, somurttu, bişeyler anlattı. Onun yaşlı süpermen olmakla ilgili sözlerini umursamıyorum çünkü bu haliyle bile güldürüp mutlu edebiliyor. Keşke elimden gelse de ben de senin güzel haber almanı sağlayabilsem. Dediğin gibi o haber gelince dünyanın en pamuk insanı olabilsen.
Sanırım insanlar ''iyi düşün iyi olsun'' derken çok da boş konuşmuyor. Ne yazık ki kollarım deniz kenarlarına ulaşmıyor. Süpermene ancak, işlerin yoluna gireceğini düşünerek yardımcı olabilirim. Mutlu ol sen. Çünkü benim sabah neşemsin.
Neyse ki 'bişey ters başlayınca devamı da öyle gelir' mantığında ilerlemiyo artık benim için zaman. İşler ağzıma sçacak şekilde gidiyosa bile bi şekilde iyi bi düzleme giriveriyo her şey kısa zamanda.
Biyokimyayı, sabah 3.30 civarında ''Amaaaan yemişim biyosunu da kimyasını da! Uyuycam ben!'' diyerek gelecek sene alttan almaya karar vererek uyumuştum. Sabah da uyanamayıp 45 dakka içinde duş alıp saç kurutup-kurutamayıp apar topar evden çıkmıştım. Yolda giderken ''sınav azcık ileri saatte olsa ya'' düşüncem işe yaramış olsagerek ki sahiden 11'e alınmıştı sınav. Bu, bölümün kızlar tuvaletinde hangi akla hizmet var olduğunu bilmediğim saç kurutma makinesiyle saçımı kurutma ve notlara biraz daha bakma fırsatıydı. Her ne kadar Mali'nin ''Artık eminim ki bu bilgisayarların ruhu var!'' temalı konuşmasını dinleyerek, bilgisayar laboraruvarında açılmayı reddeden bilgisayarları bir saat beklemiş olsam da orda karşılaştığım bi kız bana bilmem gereken şeyleri saydı. Bizimkiler de bilgi bombardımanına tuttular. Sanırım sınavın 'daha ne kadar kolay olabilirdim bilemiyorum' oluşundan dolayı pek güzel gelecek sonuç.
Telefonumu unutmam da ilginç şeylere sebep oldu. Sınavdan sonra uykum var diyen eve gitti. Akşam Kıtır'da buluşmak üzere sözleşirlerken ben de ''mühüüü ben arkadaşımla buluşcam'' diye sızlanıyodum. Ama fark ettim ki, biz saati ve yeri kesinleştirmemiştik. Ve birbirimize ulaşamayacağımız için bu buluşmanın iptal olması anlamına geliyodu. Bulyon da (bu ismi
az önce ondan bi kelime söylemesini isteyerek seçtim. Ehehehhe eğlendim) dersten erken çıkarsa bölüm panosuna not bırakcaktı bana. Bizim ders bitince panoda notunu buldum Kıtır'a gittiğini haber veren. Bölümde aylak aylak dolanıp napsam diye düşünürken Süpermen çıkageldi. Her zamanki süpermenliğiyle, ''Hadi seni bırakayım gideceğin yere'' dedi. Biz onun puzzleının parçalarını yerine oturtmaya çalışırken tam da anında yakalamışım onu ki yol boyunca sızlandı, somurttu, bişeyler anlattı. Onun yaşlı süpermen olmakla ilgili sözlerini umursamıyorum çünkü bu haliyle bile güldürüp mutlu edebiliyor. Keşke elimden gelse de ben de senin güzel haber almanı sağlayabilsem. Dediğin gibi o haber gelince dünyanın en pamuk insanı olabilsen.
Sanırım insanlar ''iyi düşün iyi olsun'' derken çok da boş konuşmuyor. Ne yazık ki kollarım deniz kenarlarına ulaşmıyor. Süpermene ancak, işlerin yoluna gireceğini düşünerek yardımcı olabilirim. Mutlu ol sen. Çünkü benim sabah neşemsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder