18 Temmuz 2010 Pazar

Gülücük

'Çok gülen adamlar çok mutlu adamlar değildir.'
Bunu çoğu zaman mutlu görünen bikaç insanla konuştum. Onlar da aynı şeyi söylüyor. Ben artık alışkanlık olduğu için gülümsüyorum. Gülümseyememem için gerçekten tükendiğim bir anın gelmesi gerekiyor. Ki bu anlar da yarım günden fazla sürmüyor başka insanların yanında.
İlkokulda bi arkadaşımın doğum günü davetiyesinde benim için 'deli güleç' yazılıydı. Ortaokulda gülme krizlerim sınıfı inletirdi. Lise yıllığımda herkes benim gülümsemem ve kahkahalarımdan bahsetmişti (Lisenin son iki yılının benim için çok kötü olmasına ve okuldan gerçekten nefret ediyo olmama rağmen yazılmış bunlar). Bugün doğum günüm ve facebookta duvara bişeyler yazıyo insanlar. Yine gülücükler, onlar, bunlar.

Ben yoruluyorum bazen. Herkes yorulur mu? Daha çok güldükçe daha çok yorulunuyo mu? Büyük mutsuzlukları hep büyük mutlu insanlarda gördüm. Süpermeni çok izledim. En dağılmış halinde bile hala karşısındakini mutlu etmeye çalışır.   İçimdeki o kocaman hüzünlü ve karmaşık insanı göstermek için can atıyorum bi yandan. Bi yandan da yaptığım her şey onu saklamak adına oluyor. Anlatmam için birinin beni gerçekten karşısına oturtup kararlı bi halde konuşmamı dinlemesi gerekiyo.

Göksu'da cicim, nası da kapıdan kaçıp bacadan, pencereden girip düştü peşime. Ve konuştuk. Dinleyen insan çok az.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder