14 Haziran 2010 Pazartesi

Kedi Tüyü ve Pis Pasak

Sahiden hepsi mi böyle yoksa ben özel olarak bunlara mı denk geliyorum bilemedim. Pek çok arkadaşımın evinde genel tema bu mudur?  Kötü de demiyorum aslına bakılırsa. Hani kendine has bi özellikleri oluyo. Mesela Eskişehir'deki evden çok beğendik topluca. İçinde hiçbişey yoktu ama biz o ağırlık çalışma aletini ve tek bir tozlu kadehten su içmeyi sevdik. Tuhaf avizelerini de. Aslında o pisliğe alışık olduğumuz için söylenmedik. Daha da aslında, o gece kalacak bi ev bulabileceğimiz bile belli değilken bi de boş bi ev bulduğumuz için üstüne bi de göbek attık, kağıt büzüştürdük.

Odamda otururken ürperdim biraz. Dün akşam, üşürsem diye yanıma aldığım polar geçti elime. Üstüme geçirdim. Santimetrekare başına yaklaşık beş olmak üzere kedi tüyü ile kaplı başka tuhaf pislikçikler toplanmış.
                               
                       Döğüşkenkuş ve Yelkovanlar
Gece uyurken üşürdü. O gece de üşüdü. Sarı ve elbette pis battaniyeyi bulunca, battaniyenin altında yumuldu. Mümkün olduğunca az yer kaplayarak, yine de sığıştı koltuğun yamacına. Giderek yayıldı. Yayıldıkça küçüldü. Yayılındıkça büyüdü. Üşümesi durdu. Düşündü. Çok uzaklara taşındı. Çok eskilerde dolaştı. Çoklardan geri geldiğinde kafasıyla sürtündü kedi gibi. Evdeki kedi gibi. Derin bi nefes aldı. O an tek önemsediği, en azından o an üşümüyor olmasıydı. Kolunu uzattı; kapladığı yeri azaltırken çoğalttı. O koltuk tek kişilik değildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder