İsmini gördüğüm zaman bile nefes alışım değişiyor. Bir yandan hızlanıyor ama bir yandan da sanki kesiliyor. Bir telaş alıyorum da geri vermeyi unutoyorum sanki. Ya da ciğerimi boşaltmaya harcayacağım süreyi çabucacık harcayıp kar kalan birkaç saliseyi daha onu düşünmeye ve adına bakmaya harcamışken bir sonraki nefesi almayı unutuyorum. Aslında beni bu hale getiren tek diyalog ihtimalimiz bu. Çünkü daha da aslında onunla diyalog kurmak için tek ihtimalim de bu.
Konuşmaya yeşil ışık yanıyor. Sanıyorum ki konuşmak için uygun. Ama anlaşılan o ki ben hep yeşilin yanlış tarafında duruyorum. Bir türlü doğrusunu yakalayamadım ki bir adım olsun karşı kaldırıma adım atabileyim. Ben düzgün bir vatandaş olup üst geçidi kullanıyorum. Ve sanırım sıkıntı o ki aslında otoyol kullanılmalı yeşil ışık yandığında veya yola atlanmalı üst geçit kullanılacağına.
Gözümün önünden şeritler aktı aylarca; an karelerine dönüyor giderek. Konuşmalar uzuuun saatlerden belli cümlelere. Sesi hala capcanlı; tüm vurguları; konuşma temposu; tek bir bakışı.
Şşşş! geçti!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder