
Yıllar önce izlemiştim bu filmi. Hatta belki de televizyonda yayınlandığı ilk gün, 2000 yılında. Neden bilmem ama hep çok önemli olmuştu benim için. Yasemin Kozanoğlu'nun oynamış olması dışında hiçbir şeyini hatırlamadım sonrasında ama aklımda hep önemli olarak kaldı.
Bir buçuk saat önce televizyonda rastladım. Tekrar izledim. Bitmek üzere şimdi. Bkum gibi de bi filmmiş. Ama Uğur Polat var; o da filmi kurtaran adam zaten. Süper bi oyuncu o. Feci ezik bi rol vermişler adama, korkunç diyaloglar geçiyor. Adam yine de gözleri parlayarak oynuyor. Bi de filmdeki hikayeler var. Olay, hikayelerin güzel veya etkileyici olması falan da değil. Hikayeleri var adamın. Üstelik bunları anlatmak için bulduğu fırsatlar ve aldığı karşılıklar var. Var mı daha güzeli? Filmde bir de Akasya Asıltürkmen varmış( o başka bi hikaye).
Çağan Irmak bir klişeler adamı. Küçük yaşta fark etmemişim ama bu filmde de zibilyon tane klişe kullanmış. Filmin bir yerinde şu geçiyor. 'Hayat, onu yakalayamayacağın kadar çabuk geçiyor. Yarın, sevdiğin insan hayatta olmayabilir. Birini seviyorsan eğer, bunu hissettiğin anda ona söyle. Başka fırsatın olmayabilir ve eğer söylemezsen sonrasında çok pişman olabilirsin.'
Ah yavrum, iyi güzel doğru diyosun da, vıcık vıcık klişe bu. O öyle kolay da değil zaten.
Yine de, bi gün oturup bir dilim çilekli pasta yer miyiz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder