Merhaba efendim. Kendimi takdim edeyim; dünyanın en patavatsız, en bi her şeyi rezil edebilen saftiriğiyim ayıptır söylemesi.
Olay şöyle vuku buluyor:
Cuma günü ders çıkışı bilgisayar laboratuvarına girip de bi arkadaşa bakınırken önümdeki kızın arkasından kocaman gülen gözleri olan bir yüz uzanıyor sağ tarafa doğru, ''Naber?'' =)
Bölümün önüne çıkıp oturuyorum leylüyley. Gülen gözler de bölümün önüne çıkıyor. Ot püsür bişeyler konuşuyoruz. Tam ilerdeki arkadaşlarının yanına gidecekken bi adım geri gelip sadece benim yüzüme bakarak ''İçelim.'' diyor. 'A ama dur param yok. Aslında olur yine. Ay bilemedim. Ama bişeyler yapalım.' gibi cümlelerle kendi içinde sesli bi şekilde çeliştikten ve benim de bikaç cümle karşılık vermemin ardından, ben kısa süreli olan işimi bitirdikten sonra haberleşmeye karar veriyoruz. Akşam 23.30'da otobüsüm var ama o saate kadar tamamen boşum. İşimi bitirince mesaj atıyorum. Aradan bi saat geçiyor ama hala ses yok ve bi mesaj daha atıyorum ses soluk bişey duymak adına. Bu sırada ders çalışıyorum falan ama sıkıldım artık ve hazırlanmam gerek. Kampüsten ayrılmadan hemen önce bi kez arıyorum ama açılmıyor. Eve geliyorum, işlerimi yaparken kelebeğime ses ediyorum, içmeye karar veriyoruz. Bu sırada bi iki kez daha arıyorum ve bu sefer telefon kapalı. Sinirim bozuluyo ama yapacak bişey yok. Otobüs vakti gelene kadar Kızılay'da takılıyoruz süpermeni de yanımıza alarak. Onlara bahsediyorum bu durumdan ama bi hafta öncesinde bi seferi yetmiyomuş gibi arkadaşına bi olayın üstüne bikaç kez ''.... Benim zaten kız arkadaşım var abii!....'' diyişi yüzünden 'ay aman boşver' lerle atak yapıyolar bana. Hatta süpermen, pek de mantıklı olarak ''Saçmlama salak, kız arkadaşımısın da trip atıyosun şurda bize?'' diyo. ''Yahu'' diyorum, ''trip atmak değil de. Anlamadım ben bu işi.''
Aradan üç gün geçiyor. İşte bir İstanbul'dur gelip geçiyor. Ha bu arada eski telefonum sıkıntı çıkarmaya başladığı için annemin eski telefonunu kullanmaya başlıyorum. Bazı numaralar da telefona kayıtlı olduğu için bi kağıda onları yazıp yenisine geçiriyorum. İstanbul'da Kara Güneş'i dinliyorum canlı canlı. Bi metre ötemdelerken - ki bu başka bi hikaye.
Bugün o şaşkın gülen gözleri görünce cuma gününü söylüyorum. Bilmem ki noldu cuma günü. Heralde eve gidip yatmıştım. Evet evet öyle olmuştu diyor. Ahh lanet! Hatırlamıyor bile aradığımı.
Işık'la konuşmak istiyorum ne zamandır. Ama ne desem de bişeyler desem bilemiyorum.Aslında, desem mi onu da bilemiyorum. En sonunda bugün telefonu( annemin eski telefon) elime alıp Kara Güneş'î dinleytişime dair bi mesaj yazıyorum be numaraların olduğu kağıttan telefon numarasını giriyorum. mesaj göndere bastığımda 'GÖNDERİLİYOR IDI BIDI' yazısını görüyorum. Idı bıdı olarak kodladığım insan da bay bal gözün ta kendisi. Neyse ki mahalledeki telefon şebekesi felaket ve telefon sık sık çekmiyor vaziyette. Ve telefonun bir 'İPTAL' seçeneği var. Aceleyle o tuşa basıyorum ve zaten gitmiyor.
Trajikomik sonuç:
Cuma günü attığım mesajlar ve giden çağrılar hep ışığa gitmiş. Salak gibi yanlış geçirmişim kağıda. Hayır olur da bu kadar mı yanlış olur? Hem cuma günü kaçmış oldu, hem boşu boşuna canım sıkıldı, hem de en fenası; Işığa pek pek bi ayıp oldu. Hatayı fark edince aradım bugün ama açmadı yine.
Bir saçmalığımda daha görüşmek dileğiyle,
Sevgiler,
Espiga
Hadi öpüldünüz anacım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder