Bu geyik nerden çıkmıştı hatırlamıyorum ama Eylül beni kaplumbağaya benzetmişti geçen sene. (Belki benim 'Grace çılgınlığım' dönemine tekabül ediyordur tam hatırlayamıyorum şimdi) Fotoğraflara bakıp bakıp ''Vuhaaa küçük kaplumbağa!'' diyordu bana. Ben sahiden kaplumbağa gibi bir şey olmak isterdim. Şöyle ki
Bir yerde olayım, muhabbetten uzak kalmayım ama sadece istediğim zaman kafamı kabuğumdan çıkarıp konuşmaya dahil olayım. Ben orda olup onları görebiliyim ama kafamı kabuğuma soktuğum için onlar beni göremesin. Ben izleyim, onlar izleyemesin. Ben biliyim, onlar bilmesin. Falan. Ya da kaplumbağalar gibi aptal olayım, benim orda olduğumu görmüyorlar sanıyım. -Yok hayır aptal olan devekuşuydu, kafasını toprağa sokup saklanan. Kaplumbağa süper hayvan, saklanmak değil onun amacı, korunmak o sert kabukla. Eleman te juradan beri değişmeden gelmiş günümüze.-
Ha bi de Eylül, eğer günün birinde olur da bu blogu bulur da okursan; yok o gece boyunca kahkahadan gebererek çevirdiğimiz geyiklerdeki gibi bi durum değil bu. Sırtıma kocaman bir kabuk kostümü takıp duşakabinde deniz kaplumbağası işine girmeyeceğim. O başka bir kaplumbağa davası.
Ne diyordum ne dedim ayol. Ciddi ve pek metaforlu bir yazı olacaktı bu. Hay tükürüyüm gece 00.30'dan beri ders çalışma aşkıyla ayakta olup sadece on sayfa çalışabilmiş oluşuma (saat 11.40) Harbiden naptım lan ben o kadar saat? Şu son birkaç saat kalana kadar bir işte ancak bir arpa boyu ilerleyebiliyorum ya sinir oluyorum. Bişey değil, o arpa boyu ilerlediğim süreyi kocaman bi boşlukla yemiş oluyorum.
Sırt üstü uzandım yatağa bir an. Ama öyle uyuma amaçlı değildi. Sadece bağdaş kurmuş otururken geri attım kendimi. Başım tam da televizyonun önüne denk geldi. Gözlerimi televizyona çevirdim ve her şeyin ters olarak yansıdığını görüp eğlendim. Odamda, gülümsemek isterseniz başınıza çevirdiğiniz her yerde gülümsetecek absürdlükte şeylere rastlamak mümkün. Bilgisayarda ' i'll kill her' çalmaya başladı. Küçücük bi kız, diğer bir kız arkadaşı onun bebeğini yer atmış da bu kız hırslanmış gibi bir şarkı o. Gözümde saçma saçma görüntüler canlanmaya başladı. Odam ters bir şekilde dönmeye başladı. Şarkı değişti, zıppidik zuppidik bişey, Lilly Allen çalıyor. Esasen pek huysuz, pek somurtuk, pek panik falan filan olduğum şu kadar günün ardından uykusuzluk da başıma vurunca adeta bir embesil gibi gülmeye başladım. Çok eğlendim.
Bi de Garden State cd'me çöken Ezgi'nin abisine uyuz oluyorum. O filmi her gece izleyebilirdim sanırım.
Bi de bi de... Ay öf bi sus. Git önce ödevini yap. Sonra uyu, uyan ve yarınki finaline çalış eşşek sıpası.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder