23 Ağustos 2009 Pazar

Like Leaves On The Fall

-Hani Orta Dünya'da oturduğumuz bi gün sana bi şiir okutmuştum, hatırlıyo musun? Yazarken seni düşünüyodum, demiştim.
-Tabi ki hatırlıyorum.
-Onu bi şarkı yapmak istediğime karar verdim. Hem böylece daha kalıcı olur
-(aherööö helelöy amanın da! ahahha nası lan! ne güzelmiş o öyle şeklinde düşünceler kafadan geçerken bişey diyemeyen şapşal bakışlar)
-( Atatürk Bulvarı'nda yürüyorken üstüme atlayıp sarılır o ana kadar yüzünde gördüğüm (ve son bi senedir hiç görmediğim) en içten gülümsemeyle )
- Hahahah dur! dur yapma :D Çok sevinirim. Tarif edemeyeceğim kadar çok sevinirim.
- Eheheh ben de çok keyif aldım bu fikirden. En kısa zamanda oturcam başına.

Arada bi elim gidiyo, basıyo play tuşuna. Bazen sadece o şarkı çalıyo, bazen diğer şarkılar da. Bi zamanlar gece yatmadan önce sesini duyabilmek için dinlerdim.
Dün bilgisayarın garanti belgesini ararken dolaplarımı karıştırıyordum. O sırada elim posterlerin, resimlerin arasında denk geldi iki mukavva parçasına. Biri sarı- yeşil bir diğeri siyah- beyaz boyalı. Biri o, biri ben. Ondan bir hafta önce fenerimi ararken bir kutunun içinde de kilden yapılmış o köpeğe çarptı elim. Ve az önce, aylar sonra ilk defa gerçekten ne yapıyo olduğunu merak ettim. Hangi ilde, hangi ülkede olduğunu bile bilmiyorum. Neyse ki artık sadece sinek ısırığı kadar acıtıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder