30 Mayıs 2010 Pazar

Dağın Tepesinde Tavuk Döner

Bazen değer veriyosun insanlara. Daha da bazen; ayırdına varamadan, zamanla, yavaaş yavaaaş bu değerler birikiyo. Birden aslında çok değer verdiğinin ayırdına varıveriyosun. Bir sürü heyecanı birlikte yaşamışsın çünkü ortak heyecanların varmış. Konuşmadan anlaşmışsın kimi zaman, gözünün içine bakıp tek bi kaş hareketiyle anlatmışsın derdini. Ufak hayaller kurup gerçekleştirmişsin onları. 'Ya hiç tanışmasaydık nasıl olurdu?' diye düşünmüşsün. Aslında seninle doğrudan bağlantısı yokken olayların, sen de içinde olduğun için çok düşünmüşsün üstünde, kimse üzülmesin diye çok uğraşmışsın onlar fark etmeden. Ama onu niye 'başkalarından daha çok özlediğini' sormalarını istememişsin.
Bir akşam telefon gelmiş.
 'Yarın napıyosun?'
'Mmmm nası bi teklifle geliyosun? =)'
'Haahha! Nası bi teklif istiyosun?'
'Bilmem. Sen bi söyle. Üzerinden değerlendirme yaparım.'

Neden olduğunu anlamasam da bi tek bana yapılmış bi teklif aldım.
Gün içinde fark ettim ki Ankara'da adam akıllı geçireceğimiz son vakit. Sonradan sonraya, zaman ilerledikçe daha bi fark ettim.
Birilerinin hayatından parçaları çok bilmek iyi gelmiyor bana. Olması gerektiğinden çok daha fazla içinde buluyorum çünkü her seferinde



Anadolu sıvacısı (Sitta krueperi)
(En sevdiğim kuşlardan biridir ve özel yeri vardır. Giderek de özelleşen bir yeri var)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder