45 dakika dolmuş beklemişti ve hiçbiri onu almamıştı. Mayıs sonunda havaların tekrar soğuyacağı tutmuştu. Sıkıntılı bi sabah başlangıcıydı. Geç kaldığı dersin hocasının ara vermesini bekliyordu. Bölümün kadrolusu sayılan kedi, doğum yaptığından beri ortalıkta görünmüyordu. Bölümün öğretim görevlileri anne kediyi ve yavruları, daha iyi bakabilmek için bi süreliğine alıkoymuşlardı. Ama bu sabah, o pek insancıl kedi yeniden dolanır olmuştu bölümün önündeki demirlerin aralarında. Kız, kediye yaklaşıp yanına çömeldi. ''Nerelerdesin sen bakalım kaç zamandır?'' diye kendince kediyle sohbet ederek elini kedinin yumuşacık kürkünde gezdirmeye başladı. Kızın eline, büyükçe bir el daha eşlik ederek kedinin kürkünde gezindi. Yüzünü elin geldiği yöne çevirince, karşıdan yükselen güneşin çarpıp içinden dört bi yana yansıyan bir çift bal rengi gözle karşılaştı. ''Günaydın'' ''Günaydın''
Ehem öhöm şey pardon, en sevdiğin şarkıyı paylaşabilir miyim? Aşk falan...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder